| .. |
Haydi Bale’ye gidiyoruz....Aralık ayındayız..Malum havalar soğuk...Bu soğuk havada içinizi ısıtacak ve sizi güldürecek bir baleye gitmeye ne dersiniz... Dünyanın en eski komik balelerinden biri olan “Şımarık Kız” İzmir ve Antalya’dan sonra şimdide İstanbul Devlet Opera ve Balesi sahnesinde...
Benim oyun boyunca favorim “şımarık kız’ın annesi Simone’ydi... Öyle güzel yüz mimikleri yapıyor ki...Madam Simone’yi bir erkek canlandırıyor.Ali Süha Ulusoy, pointte bir balerin gibi dans ederek başarılı bir performans sergiliyor. Üzerinde yaklaşık 11 kiloluk bir kostümle sahneye çıkan Ulusoy’un sahne öncesi hazırlığı ise 2 saat sürüyormuş. Oyun 2 perde ve 3 defa dekor değişiyor...Madam Simone’nin kızı Lisa ve genç çiftçi Colas’ın aşkını anlatıyor. Kızı Lisa’nın Colas ile arkadaşlığını hoş görmeyen Madam Simone, kızı için başka bir damat adayı seçmiştir. Üzüm bağı sahibinin çekingen ve aptal oğlu Alain... "Şımarık Kız", genç âşıkların zaferi ile sonuçlanıyor.
Kostümler,danslar,ve özelliklede dekor öylesine güzel ve canlı ki...Bizim gittiğimiz oyunda genç çiftçiyi Arkın ZİREK oynuyordu..Ve ben çok beğendim..danslarında adeta ağır çekimde havada uçuyor ve sizinde içinize “ne kadar basitmiş bende yaparım” hissinin doğmasına sebep oluyor. Kısaca ayakta alkışlanmaya değer oyunlardan
10:12 - 15/12/2006 - yorum {60} - yorum yazMerak ettiklerimiz...Çok gezenin merak ettiği konular vardır.Örneğin ben özellikle benzin deposunun kırmızı ışığı yandıktan sonra arabanın kaç km gittiğini merak eder ve bu uğurda yaptığım denemelerde,arabadakilerin boncuk boncuk terlemesine sebep olurum... Ancak bu hafta yaptığım başarılı deneme sonucunda size yazdığım meteryaller arabanızda varsa korkacak bir şey yok... *5 litrelik bidon..fazlasına gerek yok,boşuna bagajda yer işgal etmesin...5 lt’lik benzinde arabayı hareket ettirebiliyor... *benzin deposunda huni görevini görecek kuşe kağıda basılmış bir mecmua.. *benzin deposuna takılmış bir filtre varsa bu filtreyi benzin boşaltma esnasında geriye ittirecek sivri uçlu bir tornavida..yada bıçak... *sizi en yakın benzinciye getirip götürecek bir taksi ve yolda da “yarım deponun altına düşersen motorada zararlı” diye bilgi verip benzin aktarma işinde size yardımcı olacak bir taksi şöförü...
*arabanızı alıp depoyu doldurmak için aynı benzinciye gittiğinizde sizi sevecenlikle karşılayan “oooo getirmişsiniz arabayı”diyen bir benzinci... Tüm bunları sağladıktan sonra deneyinize başlayabilirsiniz...Işık yandıktan sonra arabamız 31 km gitti ve küçük bir hıçkırıkla pat diye durdu...aslında 35’e çıkar diye tahmin ediyordum. Ama sanırım deponun sonunda pislik tıkadı..Bu ihtimalide unutmamak gerekir. Bir taksi bulamadığınız zamanlarda ise,5 dk.araba içinde oturun yada dışarda bir sigara molası verin,5 dk sonra kontağa yine basın..işte sizi en yakın benzinciye götürecek kadar bir benzine sahip oldunuz demektir. J Arabanız yokuş yukarı kaldıysa hiç şansınız yok demektir..Ya bir taksi bulun yada elinizde bidon benzinciye yürüyün... En önemliside bu deneyi en yakın benzinciye 5 km içinde ulaşabileceğiniz alanlarda yapın J
08:17 - 20/11/2006 - yorum {38} - yorum yazİtalyan Restaurant "Mezzaluna"...İş hayatında,Terfi almak şüphesiz herkezi sevindirir..Ancak “terfini kutlayalım bizi yemeğe götüreceksin” diye zorladığımız arkadaş sanırım buna pek sevinemedi.. J Bu vesile ile dün akşam seçilen mekan İtalyan yemeklerinde bir marka olan,İtalyan restoranı “Mezzaluna”ydı. İstanbulda ve Ankarada şubeleri var...Pizzaları kağıt gibi incecik...kalın tabanlı pizzaya alışkın olanlar için tam bir süpriz olabilir...Tatlılardan “panna cotta” benim favorim...Bu tatlıyı,ilk defa Venedik’de yemiş ve çok beğenmiştim...(gerçi tatlı seçmem,hepsini beğenirim J ) Ama aynı tadı burada da buldum.Bir tür muhallebi ama krem karamel gibi... Sadece yemekler ve tatlılar açısından değil Restaurant’in içi düzeni açısından da İtalyada ki şubesi ile birebir aynı olduğunu söyleniyor...Yani masraf yapıp İtalya’ya gitmenize gerek yok...Mezzaluna ya gelmeniz yeterli J İtalya’dan sadece lezzet,yemek kalitesi ve dizayn alınmamış...fiyatlarda İtalyadan gelmiş ve Türkiyede YTL’ye çevrilmiş sanırım J...Bir “Pizzacı” olarak düşünürseniz oldukça pahalı...Ama gidildiğinde görüleceği üzere bir “pizzacı” dan çok daha fazlası var Mezzaluna’da....
15:06 - 10/11/2006 - yorum {17} - yorum yaz“Korkmaktan” korkar mı insan?Haftasonunda arkadaşlarla buluşmak üzere kar kış demedik yollara düştük.. Misafir olacağımız kişi Bostancıda oturmakta...Biz 8 arkadaş Bakırköy'den en rahat denizotobüsü ile gidilir diyerek doğru denizotobüsleri iskelesine gittik....uzun zamandır gelmemiştim buralara,yıllar öncesinin “Regeta”sını kendi haline terkedilmiş görmek beni üzmedi değil...Denize sıfır olan bir eğlence merkezinin bu hale gelmesi kötü... Dikkatimi başka yöne vermeye çalışsamda denizotobüsüne bindiğim anda kalbim başladı çarpmaya... “ya dalga olursa”, “ya tam deniz ortasında lodas çıkarsa”, “ya çok sallanırsak”.. ve ben bunları kurmaya başladığımda denizotobüsü henüz kalkmış bile değil... Gemi seyahatini severim,püfür püfür hoşuma gider, ama bu kapalı kutu benim hiç sevmediğim bir şey... Bostancıya 35 dk.da geçtik..bazı yerlerde pat pat dalda üstünden atlayarak gittiğimiz için biraz sallandık...o da başka gemilerin çıkardığı dalgalar yüzünden oldu...ama hepsi o...Buna rağmen “korkmayayım” diye dua edip durdum....Bu arada arkadaşımda Bandırmaya giden ve dalgalardan yanaşamayan denizotobüsü seferini anlatıyor bana...kadının birini hastaneye kaldırmışlar dedikçe ben kendi içimde fırtına yaşıyorum. “kaç dk.kaldı yanaşmamıza...ayyy bana bir şeyler oluyor”... İnsanın kendi kendini korkutması bu olsa gerek..J
12:34 - 6/11/2006 - yorum {12} - yorum yazSonbahar'da KIYIKÖY bir başka güzel.
Sonbahar, Başlangıç ve sondur...Niyeyse hep bir şeylere karar verilir sonbaharda.... Sonbahar kuru yapraklar üzerinde yürüme mevsimidir....
Bizde bu haftasonu sonbaharın hüzünlü tadını çıkarmak için “Kıyıköy”e gittik... Mediha Hanım ve eşinin işlettiği Marina cafe’de önce terasda başladığımız kahvaltımız,güneşin bulutların ardına gizlenmesi ile havanın soğumasın ile içeride devam etti...Buranın en büyük özelliği size özel hazırlanan kahvaltı....
Kıyıköy yüksek bir tepede,iki yanından akan derelerin arasında bir yarımada şeklindedir. Bu yüzden de her ev yada oturacağını her yer mutlaka güzel bir deniz manzarasını görmekte.. Marina cafe’de otururken,papuc deresi ve yanında girintili çıkıntılı sahili ve balıkçı tekneleri ile dolu limanı,bir çay içmek için uğrayacağınız “Kartalbahçe” de Kazan deresi,baraj ve geniş kumsalı olan denizi seyredebilirsiniz.....
Bir sonbahar günü “papuc” deresinin kenarındaki patika yolda bir yürüyüş yapabilirsiniz,Ya da sahile inip aynı yürüyüşü kumlarda deneyebilirsiniz...”Kazan” deresinde bir kayık kiralayıp dere içinde gezebilirsiniz,yada balık tutabilirsiniz.....Burada seçenekler çok. Buraya gelmişken Balık yemeden ayrılmak olmaz....Bizim tercihimiz “Liman” restaurant oldu...Balık ağları arasında salaş bir yer burası,rest.sahibi bakkalla küs olduğu için salatalık ve turşuları Süreyya’nın gidip aldığı o kadar sıcak bir mekan J Hafiften bir üşüme,kırmızı yanaklar,bol sohbet,bol kahkaha,erken kararan havaya inat ısrarla oturma....Hoşgeldin Sonbahar J
13:03 - 31/10/2006 - yorum {32} - yorum yaz
|
Tanım Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Takiptekiler/nilay yıldırım Takiptekiler/gelincik tarlası Son yazılarımız - Haydi Bale’ye gidiyoruz.... - Merak ettiklerimiz... - İtalyan Restaurant "Mezzaluna"... - “Korkmaktan” korkar mı insan? - Sonbahar'da KIYIKÖY bir başka güzel. - Elveda Ey Şehri Ramazan... - Şehzadebaşı Camii-Laleli - c box şablonu - En görkemli camilerimizden...Süleymaniye Camii - Dilkeş Restaurant-Sultanahmet Arkadaşlarımız - hussoloji - ercan şen - idilsol - tekeli - ihlamur - mvkelebek - ipekyolu - laleninbahcesi - halecik33 - sukretmiyoruz - zuzum - hbasak - eroman - ahsuvera - aakif - sevincatahan - yanlizlikbenimadim - kenaryazilari - ender küçükl - gokhankas - pudrasekerim - melekzeyno - thelosthighway - geberik74sagopakajmer - laalee - anilarparki - figos |
